Suriye’de Alevilere yönelik devam eden saldırılar ve zorla yerinden etmeler, inanç önderlerinin tepkisini çekmeye devam ediyor. İnanç önderlerinden ve , yaşananların açık bir insanlık suçu olduğunu vurgulayarak sessizliğe karşı güçlü mesajlar verdi.
Arap Alevileri açısından yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen Ras al Seni, bu yıl bayram havasından uzak, derin bir acı ve endişe içerisinde karşılandı. Suriye’nin farklı bölgelerinde yaşayan Aleviler, yeni yıla kutlama yerine can güvenliği kaygısıyla girdi.
İstanbul Kadıköy’de Ras al Seni vesilesiyle bir araya gelen Arap Alevi Meclisi üyeleri, Suriye’de yaşananlara dikkat çekerek uluslararası kamuoyuna çağrıda bulundu. Toplantıya katılan isimler arasında Alevi Bektaşi Federasyonu Yol ve Erkân’dan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Sevim Yalıncakoğlu da yer aldı.
Sevim Yalıncakoğlu, Alevi inanç önderlerinin bu süreçte daha aktif sorumluluk alması gerektiğini belirterek, Suriye’ye gitmek üzere resmi girişimde bulunduklarını açıkladı. Yalıncakoğlu, inanç önderlerinden oluşacak bir heyetin gözlemci olarak bölgeye gitme talebini Dışişleri Bakanlığı’na ilettiklerini, ancak henüz bir geri dönüş alamadıklarını ifade etti.
“Sessiz kalınacak bir dönemden geçmiyoruz. Yaşananların yerinde görülmesi ve hayatta kalan canlara yalnız olmadıklarının hissettirilmesi gerekiyor. Bu talebimiz hâlâ geçerli” diyen Yalıncakoğlu, sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.
Suriye’de Alevilere yönelik saldırıları gerçekleştiren silahlı grupların tüm bölge halkları için tehdit oluşturduğunu dile getiren Yalıncakoğlu, bu yapılara dolaylı ya da doğrudan destek veren ülkelerin de sorumluluk taşıdığını belirtti. Uluslararası kurumların ve Birleşmiş Milletler’in acilen harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Yalıncakoğlu, yaşananların sıradan bir çatışma değil, inanç temelli bir yok etme politikası olduğunu söyledi.
Açıklamalarda söz alan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Eren Yıldırım ise, yaşananlara karşı sessiz kalmanın sadece Alevilere değil, tüm insanlığa zarar verdiğini belirtti.
Yıldırım, Alevi öğretisinin mazlumdan yana durmayı bir tercih değil, bir sorumluluk olarak gördüğünü vurgulayarak, inanç temelli şiddetin durdurulmaması halinde benzer tehditlerin tüm topluluklar için kaçınılmaz olacağını ifade etti. “Bugün bir halkın can güvenliği savunulmazsa, yarın hiç kimse güvende olmaz” dedi.
Eren Yıldırım, kurumlar üzerindeki baskılar ve toplum içindeki dağınıklığa rağmen ortak bir ses çıkarılması gerektiğini belirtti. İç tartışmaların bir kenara bırakılması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, pirlerin, anaların ve inanç önderlerinin ortak bir vicdan bildirisi etrafında buluşmasının önemine dikkat çekti.
“Bu çağrı intikam değil, adalet çağrısıdır. Nefret değil, yaşam hakkı talebidir” diyen Yıldırım, sivillerin korunması, insani yardım koridorlarının açılması ve uluslararası hukukun işletilmesi gerektiğini ifade etti.
İnanç önderleri, Suriye’de yaşananların derhal durdurulması ve dünya kamuoyunun bu insanlık suçuna karşı sorumluluk alması çağrısıyla açıklamalarını sonlandırdı.

Yazacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra onaylanmaktadır.